İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

Eski Çarşılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eski Çarşılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2012 Pazar

Balık Pazarı ll


Balık Pazarı tanıtım videosu sizlerle... Kısa ve sade ama amatörce =)  İyi seyirler...

6 Mayıs 2012 Pazar

BALIK PAZARI





     



























Sevgili okuyucular;


    Bu hafta ki güzergahımız İstiklal Caddesinde Balık Pazarıydı.Siz bu satırları okurken neler düşünüyorsunuz veya ne hissediyorsunuz bilmiyoruz fakat biz eski çarşılar kapsamında gezmeyi hobi haline getirdik.

Oldukça zevk alıyoruz, aynı zevki blog sayfasına da yansıtabiliyorsak işte o zaman amacımıza ulaştık demektir. 



Biraz Balık Pazarından bahsetmek gerekirse ürün yelpazesi oldukça geniş.

 Şöyle ki; ürün yelpazesi ve şekil olarak (Balık Pazarı ve Arasta Çarşısı yapı bakımından üstü açık) Arasta'nın ruhunu biraz almış fakat bunu yeterli bulmayarak manav, kasap, kokoreç, balık gibi çeşit çeşit çoğu ürünü birarada bulubileceğiniz bir yer olarak farkını ortaya koymuştur. Nasıl ama çok fena ağzınızın sulandığını hisseder gibiyim ;) 
Peki sadece bu kadar mı tabiki hayır...


     Balık Pazarının bir sokağı Nevizade başka bir sokağı ise Çiçek Pasajına bakıyor. Bu yönüyle ise meyhanelere ev sahipliği yapıyor. 
   


 Fazla söze ne hacet diyerek sizleri hazırladığımız amatör ama içine sevgimizi ve ruhumuzu kattığımız görsellerle baş başa bırakıyoruz =)   Bizi takip etmeye devam edin, çünkü bu aşkla devam etmenin garantisini veriyoruz :)


İyi bir hafta olması dileğiyle....


  

28 Nisan 2012 Cumartesi

Arasta Çarşısı II


Arasta çarşının, Mısır Çarşısı ve Kapalı Çarşı’dan farkı tenha ve kendi halinde olmasıdır.  Arasta Çarşısı Derneği’nin Başkanı da bu tenhalıktan oldukça dertli. Hatta yeterince Arasta Çarşısın reklamının yapılmadığı açıklamasını yaptı. belki bu tenhalığın sebebi çarşı konumunun göz önünde bir yerde olmamasıdır. Çarşı içerisinde karşılıklı olarak 80 dükkan var. Küçük ama oldukça şirin… Esnafla muhabbet ediyoruz biraz, onlarda aynı konudan muzdarip. Tanıtılmıyoruz kelimesiyle karşı karşıya geliyoruz. Biz, yutkunarak elimizden geleni yapacağız diyoruz. Ancak insan tarihi değerine sahip çıkmıyorsa üzerine düşeni yapmıyor demektir.

22 Nisan 2012 Pazar

Arasta Çarşısı


Bu hafta gezelim, görelim, yiyelim, içelim konseptinde mekan olarak Arasta Çarşısı’nı seçtik. Çarşının, Mısır Çarşısı ve Kapalı Çarşı’dan farkı tenha ve kendi halinde olmasıdır.  Arasta Çarşısı Derneği’nin Başkanı da bu tenhalıktan oldukça dertli. Hatta yeterince Arasta Çarşısın reklamının yapılmadığı açıklamasını yaptı. belki bu tenhalığın sebebi çarşı konumunun göz önünde bir yerde olmamasıdır. Çarşı içerisinde karşılıklı olarak 80 dükkan var. Küçük ama oldukça şirin… Esnafla muhabbet ediyoruz biraz, onlarda aynı konudan muzdarip. Tanıtılmıyoruz kelimesiyle karşı karşıya geliyoruz. Biz, yutkunarak elimizden geleni yapacağız diyoruz. Ancak insan tarihi değerine sahip çıkmıyorsa üzerine düşeni yapmıyor demektir.
         Arasta Çarşısı’nda  el yapımı hediyelik eşyada ön plandadır. El dokuması halılar, el yapımı takılar ve daha neler neler. Hepsini söylemeyeyim de hazıra konmak olmasın gidin görün =) 
Küçük bir medya araştırması yaptık fakat Arasta Çarşısı hakkında bir habere rastlamadık. Genellikle Arasta Çarşısına Hanlar ile ilgili kitaplarda ve “İstanbul’un 100 görülecek, yaşanacak yeri “ isimli kitapta rastlıyoruz.

Çarşının diğer bir ismi ise “Sipahiler Çarşısı“ nedeni ise Osmanlı döneminde sipahiler meslekleri ile ilgili ürünleri buradaki dükkanlardan tedarik etmeleridir.

         Şimdiye kadar bir kez yangın geçirmiş olan çarşı bir dönem evsizlerin barınağı haline gelmiş fakat aynı dönemde tekrar çalışılarak eski canlılığını kazanmıştır.
         Tarihine biraz bakacak olursak eğer Avrupa Kültür Başkenti sitesinde; “bölgede 1930’lu yıllarda yapılan kazılarda, Bizans Sarayı’na ait mozaikler bulunca, bölgenin saray kompleksine ait olduğu ispatlanmıştır.” olarak bilgi verilmiştir.       
         Eğer orayı gezmeye niyetlendiyseniz oradan sonra da “Tri Elegance restourant” yemek yemek için ideal bir yer. Genel olarak turistlerin uğrak mekanı, bu sayede onlarla muhabbet etme fırsatı bulabilirsiniz. Ayrıca hizmet olarak 10 numara =)
         En yakın zamanda görüşmek ümidiyle…

Kaynakça:

İstanbul’un 100 görülecek, yaşanacak yeri, 28 Mart 2012

http://www.ntvmsnbc.com/id/25334742


Arasta Çarşısı

http://www.ibb.gov.tr/SITES/KS/TR-TR/1-GEZI-ULASIM/TARIHI_CARSILAR/Pages/arasta-cars%C4%B1s%C4%B1.aspx


Arasta Çarşısı, 18 Kasım 2008.




8 Nisan 2012 Pazar

Kapalı Çarşı



Bu hafta İstanbul’daki eski çarşılar projesi kapsamında gezmelerimiz tam hızıyla devam etmekte. Şimdiye kadar çoğumuzun eski çarşılara ya yolu düşmüş ya da bir vesileyle oradan geçmişizdir. Eğer insan bir sebeple geçiyorsa veya bir ürünü almak için gidiyorsa, sadece hissesine düşeni alıyor yani amacına ulaşıyor. Bizde proje ekibimiz olarak öğrenmeyi amaç edindik, böylece hem geziyor, hem öğreniyor, hem yeni insanlarla tanışarak hayatımızı renklendiriyor, hem kurulan diyaloglarla kendimizi geliştiriyor, arada kendi fotoğraflarımızı çekip facebook fotoları elde ediyor ve proje ekibimizle dostluğumuzu pekiştiriyoruz. Aslında nereden bakılırsa karlı bir iş yapıyoruz. Gerek performansıyla olsun gerek iletişimiyle buradan tüm proje arkadaşlarıma teşekkür etmeyi borç biliyorum. Sizinle çalışmak oldukça keyifli…

Bu satırları okurken sadede gel ne yaptınız dediğinizi duyar gibi oluyorum. Efendim bu hafta Kapalı Çarşı’yı kendimize konu edindik. Kapalı Çarşıyı gezdiğimizde, çarşının devasa büyüklüğü karşısında hayretler içinde kaldık. Yapılan medya araştırmalarında Habertürk gazetesinin Ekonomi sayfasında (29 Eylül 2011); “Kapalıçarşı'ya 150 milyon ziyaretçi “başlıklı haberde çarşının yılda 150 milyon ziyaretçisinin olduğu, AVM’lerinin ise ziyaretçi sayısının bu rakamların çok daha altında olduğu sayısal verilerle açıklanmıştır. Ayrıca haber bununla kalmayıp Kapalı Çarşının dünyanın en büyük çarşısı olduğu vurgulamaktadır. Kapalı Çarşı Esnaflar Derneği Başkanı Hasan Fırat’ın açıklamalarında ise bu büyüklük araştırmalarla göz önüne dökülmektedir; “Dünyada 3600 iş yeri olan başka bir çarşı yok. Amerika'daki büyük çarşıda 1200 iş yeri var.’’ 1 güne sığmayan bu büyüklük, tam 3 gün boyunca oranın tarihi havası solumamıza imkan sağladı.

Çarşının biraz atmosferinden bahsetmek gerekirse, günümüzde neredeyse çoğu yerde kendini gösteren farklı renklerin tahammülsüzlüğü yani bir "ötekileştirme" çabası olmamakta bu ise herkesin eşit şekilde eşit haklar ile çalıştığı bir zemin sağlamaktadır. Rum kökenli bir çalışanla röportajımızda bunu çok daha iyi anlıyoruz; “Siz hiç yolda yürürken arkanıza bakıyor musunuz, hep bir ölüm korkusu içerisindeyim fakat Kapalı Çarşı tüm bunların dışında sıcak iklimiyle ırk ayrımı yapmadan bizi kucaklıyor.” Bu sözlerin etkisinden hala çıkmış değilim. Esnaf iletişime o kadar açık ki, çarşının fotoğraflarını çekerken "Fotoğraf başı 5 tl." gibi muhabbetlerle hemen bizimle iletişim kuruyorlar. Eğer etrafa biraz saf bakınıyorsak nereyi aradığımızı sorarak bize yardımcı oluyorlar. Durum böyle olunca fazlasıyla röportaj yapma şansımız oldu bir kısmını burada sizinle paylaşacağız.

Yaptığımız haber analizlerinde ünlülerin de Kapalı Çarşıya olan ilgilerini gördük. Hülya Koçyiğit (sinema sanatçısı) ile yapılan bir röportajda Kapalı Çarşı ihtişamının hiçbir yerde olmadığını dile getirmiştir. Cahit Berkay (Besteci - ses sanatçısı) ise Kapalı Çarşıyı sevdiğini söylemektedir. Nefise Karatay (eski manken), Kapalı Çarşıyı dolaşmayı seviyor çünkü oranın kültür zenginliği olan bir yer olduğunu belirtmiştir. Yeliz (şarkıcı) ise Kapalı Çarşı ve civarının asıl İstanbul olduğu hakkında demeç vermiştir. Son olarak Sabah gazetesinin yaşam ekinde (06 Nisan 2012) bu hafta vizyona girecek olan American Pie: Reunion filminin baş yapımcısı Jason Biggs’in röportajında "Beni Kapalıçarşı'da bile tanıdılar" başlığı; Jason Biggs Kapalı Çarşıyı gezdiği ve gördüğü ilgi ve alakadan memnun kaldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe kadınlar voleybol takımı Avrupa şampiyonu oldu. Detaylı bilgilere Milliyet Blog sayfasının (25 Mart 2012) Turgut Çelik’in kaleme aldığı “Fenerbahçe, Voleybol Kadınlar Avrupa Şampiyonu (Kupa, Aziz Yıldırım’a armağan)“ başlıklı yazıdan da ulaşılabilir. Kapalı Çarşı’nın içerisinde uzun yıllardır faaliyet gösteren Hoşgör kuyumcuda, Fenerbahçe Kadınlar voleybol takımından Lioubov Sokolova ile karşılaşmanın verdiği heyacanı yaşadık. Fırsat bu fırsat dedik ve hemen röportaj yapmak istedik. Sağolsun bu isteğimizi kırmayarak bizimle muhabbet etti. Edindiğimiz bu deneyimin hazzıyla tüm gün ağzımız kulaklarımızda geçirdik.



Kapalı Çarşıya yolunuz düşerse eğer görmenizi tavsiye edebileceğimiz yerler; Havuzlu yemek için ideal, Şark kahvesi ise kahvenizi yudumlayabileceğiniz otantik bir yer ve birde Zincirli Han’ı görmeden gitmeyin. Çünkü birkaç filme ev sahipliği yapmış Kapalı Çarşıdan ayrı bir havası var.

Kaynakça:

Anadolu Ajansı. “Kapalıçarşı'ya 150 milyon ziyaretçi” 29.08.2011.

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/674308-kapalicarsiya-150-milyon-ziyaretci

Beyaz, Adem. “Beni Kapalıçarşı'da bile tanıdılar” 06.04.2012.

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/04/06/beni-kapalicarsida-bile-tanidilar

Çelik, Turgut. “Fenerbahçe, Voleybol Kadınlar Avrupa Şampiyonu (Kupa, Aziz Yıldırım’a armağan)”

http://blog.milliyet.com.tr/--fenerbahce--voleybol-kadinlar-avrupa-sampiyonu--kupa--aziz-yildirim-a-armagan-/Blog/?BlogNo=355176

Köse, Hamre. “Ünlülere sorduk: Eski çarşılar mı yoksa AVM'ler mi?” 12.11.2010

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1051656&title=unlulere-sorduk-eski-carsilar-mi-yoksa-avmler-mi&haberSayfa=1


25 Mart 2012 Pazar

MISIR ÇARŞISI

Eski Çarşılar kapsamında başlangıç olarak ilk gözlem yerimiz Mısır Çarşısı oldu. Çarşıya girdiğimiz ilk andan itibaren bizleri sıcak bir ortam karşıladı. Çarşı esnafı, geçmişten günümüze miras kalan ticari yapısının verdiği samimiyetle müşteriye “Bizden alışveriş yapmak zorunda değilsin ama yinede ürünlerimizi tatmalısın.” mesajını vermektedir. Bu durum ise para odaklı bir ticaretten ziyade müşteri odaklı iletişimin bir belirtisidir. Böyle bir iletişimin içinde olan müşteri kendini daha özel hisseder ve psikolojik olarak tadına baktığı ürünü alma eğilimi gösterir.

Mısır Çarşısı son olarak, Sağlık Bakanlığından gelen alternatif tıpta kullanılan birçok bitkinin aktarlarda yasaklanmasının açıklamasıyla gündeme geldi. Vatan gazetesi bu haberi “Mısır Çarşısı’nda isyan” (19.01.2012) başlığıyla yayınladı. Haberde Mısır Çarşısı aktarlarına bu konu hakkındaki düşünceleri sorulmasına karşılık; 35 yıllık aktar Süleyman Daşdan kararı, “Eczacılar sıkışınca alternatif tıbba baskı yapıyorlar. En kral eczacı göstereceğim bitkileri tanımaz ve özelliklerini bilmez. Zaten bilse bu işi bırakırım. Alternatif tıp 1200 yıldır var. Biz usta-çırak ilişkisiyle yetiştik. Eczacılar da grip olan hastaya benzer ürünleri verip gönderiyor. Kantaron halk dilinde kılıç otu olarak bilinir. Osmanlı’da savaşlarda yaralanan askerler kantaronla tedavi edilirdi. Kimyasal ilaçlarla ülser, gastrit ve reflünün önüne geçemiyorlar. Ancak özel bir karışım olan kudret narıyla 21 günde bu hastalıkları iyi ediyoruz. Bu zihniyet aktarların atası Lokman Hekim’i de yasaklardı.” şeklinde çarpıcı bir açıklama yapmıştır.

Mısır Çarşını kendisi aynı zamanda avukat olan aktar dükkanı işletmecisi, Adnan Kalmaz’dan dinledik;

1) - Mısır Çarşısı’nda neden baharatçılık yapıyorsunuz?

Dükkânımızın 60 yıllık mazisinde, babamın işini devam ettirecek evlatlar olarak korumakla görevliyiz.

2) - AVM (Alışveriş Merkezi) ile Mısır Çarşısı’nın farkı sizce nedir?

Mısır Çarşısı aşağı yukarı 300 senelik bir çarşıdır. Osmanlı’nın Türk İslam sentezinin izlerini taşıyan bir çarşı… Karşılıklı saygıya sevgiye dayanan usta çırak ilişkileri, loca teşkilatına dayanan kırıntılar var ve haliyle daha samimi sıcak bir atmosferle karşılaşabilirsiniz. Alışveriş merkezlerini kötülemek istemiyorum ama orada beton yığını var. Burada ne kadar çok mal satayım o kadar çok para kazanayım derdi yok, eski yapıyı koruma anlayışı yaygın. Burada daha çok ortaokulda başarılı olamayan çocuklar gelir. Kahvehane köşelerinde serseri olacak değiller. Geçmişte çocuk alınır meslekte yetiştirilir, çıraklık dönemi olur, kalfalık dönemi olur, ustalık dönemi olur ya da daha üstü olabilir. Eskiden bu kademeler kuşak bağlama merasimiyle olurdu. Burada çocuk çekirdekten yetiştiği için hem ticareti, hem insanlığı, hem müşteri ile kuracağı diyalogu öğrenir. Her alışverişte bereket versin denir, bu asırların bize verdiği bir gelenektir. Alışveriş merkezinde ise ben 100 kişide 1 tanesinde rastladım. Kasiyer ürünü geçirir, parayı alır ve işlem tamamlanır. Gerçi burada da o gelenekler kaybolmaya başlıyor… Eski gelenekler, görenekler, güzel şeyler kaybolmaya başlıyor ama kırıntıları olduğu için bu çarşıda sıcak ve samimi ortam bulursunuz.

3) - Sanırım yerli ve yabancı turisti buraya çekende bu samimi ortam.

Turisti buraya çeken çarşısın 300 yıllık tarihidir. Çarşının bu tarihi dokusu çekiyor ve esnaf bu tarihi korumaya çalışıyor. Yoksa turistin alışveriş merkezi ülkesin de fevkinde olan bir şey. Ama buranın bir farkı var. Onun için Türk haklı tarihini korumalı, çarşılarını korumalı, hamamlarını korumalı, bunları ihya etmeli. Atıl duran hamamların mutlaka çalışması lazım. Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı, Edirne’deki çarşılar canlandırmalı, turist bunlara geliyor.

4) - Mısır Çarşısında tarihi doku ne kadar korunabiliyor? Kamudan destek alabiliyor mu?

60 senedir buradayım, üniversite mezunuyum. Son 10 senede tarihi dokuyla daha fazla ilgileniyorlar. Önceden kiraları topluyorlardı, yan gelip yatıyorlardı. Onarımını yapıyorlar. Mısır Çarşısı Esnaflar Yardımlaşma Derneği elinden geldiği kadar çarşısının onarımına ve korunmasına önem göstermektedir. Çarşı gelecek nesillere mutlaka bırakılmalı. Dernek olarak çarşının üstündeki kurşunları değiştirdik. Hem normlara uygun kurşun döktürdük hem de çarşı rutubetten kurtuldu. Vakıflar idaresi bize hep destek oldu. Burada bir tadilat yapmak istediğinizde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden izin almak gerekiyor. Yalnız bizim kültürümüzün eserlerini değil yabancılarında tarihi eserlerini de koruyorlar. Yaklaşımları yıkıcı değil yapıcı yönde, bunu geçmiş zamanlarda görmedim. Çarşının çatısına 200 ton kurşun gitti. Aşağı yukarı 2,5 mm kalınlığında kurşun döşenmiştir ve vakıfların kendi ustaları yapmıştır. Galata Köprüsü’nden dikkatinizi de çeker. Eskiden beton duvar vardı.

5) - Çarşının kapıları ile ilgili bildiğiniz hikayeler, efsaneler var mıdır?

Osmanlı’da hiçbir zaman ilmin temelinde hurafe olmamıştır, dolayısıyla bu çarşıda da yoktur. Bu çarşı Osmanlı’nın eczane görevini yapmış, her dükkânın sahibi kendine bir hastalık seçmiş ve onun üzerine yoğunlaşmıştır. Dükkanına bir sembol asmış. Aktar Ahmet Efendi lale sembolünü mide rahatsızlığı üzerine ilaç sattığını göstermek için asmıştır. Ne zaman Avrupa’da bilimsel gelişmeler oldu, bizde de bir şeyler oldu. Eczacılık fakülteleri yavaş yavaş açılmış, aktarlar baharatçılara tasfiye olmuş bilimin karşısında zorlanmıştır. Artık bizim gibi aktarlar çok azdır. O yüzden sembolik olarak yaşatmak / korumak gerekmektedir.

Bu çarşıyı bir hanım sultan yaptırmıştır, Hatice Valide Turhan Sultan. Çarşının kısa ve öz şekilde tarihçesini çıkardım, Fransızca, İngilizce bilen arkadaşlara çevrisini yaptırttım, kapıda okuyorlar. Kapıların özel isimleri var, Haseki Kapısı, Eminönü Kapısı, Balık Pazarı Kapısı… Bu çarşıya girdiğinizde basık kemer yoktur, yüksek olduğu için ferah bir ortam vardır.

Çarşı ismini Mısır’dan aldığı ve sattığı malzemelerden dolayı almıştır. Lütfü Kırdar zamanında, 1941 yılında büyük bir restorasyon yapılıyor. Bu bina istimlak ediliyor, kiralanıyor ve bugünkü haline geliyor.

Giriş kapısının üstünde çifte vav harfi vardır. İki tane yılan bir noktadan gelin kaynana çekişmesini simgeler, Bursa Ulu Cami’de de vardır. Eskiden bütün esnaf her sabah dua meydanında çarşının en büyük esnafı başkanlığında duasını eder dükkânını öyle açardı. Bunlar hiçbir zaman bırakılmamı/unutulmaması gereken şeylerdi.

6) - Buralar her şeyi ile farklı. Üsküdar’dan vapura binmek Eminönü’ne gelmek.

Ben Üsküdar’ı gezdiğim zaman ayrı bir haz duyarım ama Bağdat Caddesi’ni gezdiğimde hiçbir haz duymam. Oranın insana verdiği huzur Bağdat Caddesi’nde yok. Bağdat Caddesi’nde yaşayacak oraya da ihtiyaç var.

7) - Evet sistemin getirdiği hızlı hayat koşullarına uyabilmek için oralarda gerekli yerler.

Biz çocuklarımızı maalesef bir tarafta yetiştirmeye çalıştık ama sevgiyi unuttuk. Bunu sağladığımız zaman çok şey değişecek bu ülkede.


KAYNAKÇA

Akgüngör, İlker. Vatan Gazetesi,19.01.2012, “Mısır Çarşısı’nda isyan” .


NOT: Röportaj Türk Dil Kurumu yazım kurallarına göre düzenlenmiş ve tekrarlanan cümleler kısaltılmıştır.

11 Mart 2012 Pazar

ESKİ ÇARŞILAR




Bizans döneminden bu yana, eski adı Konstantinopolis olan İstanbul, coğrafi konumundan dolayı çarşılara ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul’un eski yani tarihi çarşıları günümüzde de canlılığın, zenginliğin ve çeşitliliğin sembolüdür. Bu çarşılar, her gün yeni AVM’ler açılmasına rağmen, yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlar. Tarihi çarşılar turizm sektörüyle ekonomiye sıcak para akışı sağlamaktadırlar.

Eski çarşıların bu kadar rağbet görmesinin en önemli sebeplerinden biri mimari yapılarıdır. Her biri birbirinden farklı zamanlarda, farklı mimarlar tarafından yapılan bu eserler günümüze kadar zaman zaman restorasyon geçirmelerine rağmen hala göz kamaştırmaktadırlar.

İstanbul’un en eski çarşıları denildiğinde Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı, Sipahi (Arasta) Çarşısı, Sahaflar Çarşısı ilk akla gelen çarşılardır. Bu çarşılar Osmanlı zamanında yapılmış eserlerimizdir. Hepsinin genel özellikleri tarihi olmaları ve mimarileri ile dikkat çekmeleridir. Kapalı Çarşı, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. İstanbul’un 2. Büyük çarşısı olan Mısır Çarşısı 1663-64 tarihleri arasında inşa edilmiştir. Mimarı, Hassa Başmimarı Mustafa Ağa’dır. Sipahi (Arasta) Çarşısı da Osmanlı zamanında yapılan Sedefkâr Mehmet Ağa’nın eseri olan bir çarşıdır. Sahaflar Çarşısı ise 15. yy.dan günümüze uzanan bir tarihe sahiptir.Günümüze kadar tarihini koruyarak gelen bu güzel eserlerin sadece mimari yapısı değil içinde ki ilişkilerde benzer kültürel ve tarihi dokuyu taşımaktadır. Esnaf, müşteri ilişkisi de aynen o mimarinin özelliklerini taşımaktadır. Osmanlı esnaflarının özellikleri müşteriye saygı, misafirperverlik, dostluk ve dürüstlük kuralları her yerde taktir edilen bir gelenektir. İngiliz “Senceri” gazetesinde 1893 yılında yayımlanan makalede şunlar yazmaktadır: “Osmanlı memleketlerinde dükkâncılık ve satıcılık tarz ve usulü kadar güzel usûl hiç bir yerde bulunmaz. Sivas pazarında teşhir edilen sim mamûlâtı gözden geçirmek üzere gittiğimiz zaman bu âdet nazarımızda bütün bütün tecelli etti. Pazara gelen müşteri ayaküstü durup teşhir edilen malları gözden geçirir. Tüccar veya dükkâncı ise diz çökmüş veya bağdaş kurmuş bir halde bulunur. Eğer müşteri itibara değer kimselerden ise, dükkâncının yanına çıkar oturur. Bir tacir böylesine âdeta konuksever bir ev sahibi gibi muamele eder. Müşteriye evvelâ bir kahve ısmarlar, sonra sigara ikram eder. Ve hâl ve mevkie münasip konuşmaya girişir. Kahve ve sigara içildikten sonra konu yavaş yavaş alışveriş meselesine çevrilir. Eğer birdenbire bu meseleye girişilirse, hürmetsizlik ve terbiyesizlik sayılır.

Dükkâncı, müşteriye, neden sonra ne satın almak arzu ettiği takdirde gayet nazik bir ifade ile sorar. Ve alınacak şeyin nevi ve cinsine göre konuşulmasını müteakip, müşterinin fiyatı soruşu üzerine satıcı, yine nezaketen: ‘Zâtı âlîleri her ne münasip görürseniz onu verirsiniz, hiç vermeseniz de hediye makamında kabul buyurursanız bence büyük bir şereftir’ der.

İşte Türklerin alışverişi böyledir. Ve böyle nezaketli alışveriş hiç bir yerde görülmez.”

Geçmişten günümüze gelen kültürel özellikleri çarşı esnafı halen yaşatmaya çalışmaktadır. Mısır çarşısına gittiğinizde esnaf ne satıyorsa hemen size ondan ikram eder. Kapalı çarşıya gidip bir kuyumcuya girdiğiniz de hemen size çay kahve ikram edilir. Zamanla esnaf müşterisine ismi ile hitap eder ve bu ise müşterinin kendini özel hissetmesini sağlar. Eski çarşıların müşterileri ürünlerin kokusuna ve tadına bakabilme özelliğine sahiptir. Herhangi bir dükkândan alışveriş yaparken pazarlık diyaloguna kolayca girilebilir. Böylece esnaflar bu çarşılarda gezen insanlara tarihin havasını soluma imkânı sunar.

Dükkânların hala o eski dokuyu koruduğunu gösteren bir diğer önemli unsur ise usta-çırak ilişkileridir. Ustalar kendi mesleklerini çıraklarına öğretirler Usta-çırak ilişkisini canlı tutarak mesleklerini varlıklarını bir sonra ki nesle aktarmaktadırlar. Bu durum, mesleklerin kaybolmasını engeller.


Eski çarşılar bünyelerinde geleneksel eşyaları barındırmaktadır. Bu çarşılar yerli ve yabacı turistlere Türkiye’yi tanıyabilecekleri farklı yörelerden ürünler sunmaktadırlar. Buralardan bir peştamal veya fıstık alınabilir. Yani her yörenin meşhur olan bir ürününe rastlamak söz konusudur. Böylece her gelen Türkiye’den birer hatıra alır ve Türkiye’yi biraz daha tanıma şansına sahip olur.

Dünya’da Bosna-Hersek, Fas, İran, Makedonya, Mısır, Suriye, Sudan, Tunus ve Yemen gibi çeşitli ülkelerinde de tarihi çarşılar bulunmaktadır. İstanbul’da ki tarihi çarşılar gibi onlarda oldukça fazla turisti ağırlamaktadır birçoğu Kapalı Çarşı ve diğer çarşılar gibi Osmanlı döneminden kalma eserlerdir. Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna da bulunan Başçarşı Osmanlı döneminden kalma bizim kültürümüzü yansıtan tarihi çarşılardan biridir.

Doç. Dr. Altan Çetin’e göre; eski çarşılara genellikle İslam şehirlerinde rastlanmaktadır. İslam şehirlerinde yer alan eski çarşılar her bölgeden insanın dikkatini çekmektedir. Akademik makalelere ve çeşitli tezlere konu olmuştur. Şöyle ki İslam’ın yayılması ve çarşıların gelişmesi arasında bir paralellik olduğu bazı bilim adamları tarafından ifade edilmektedir. Osmanlının ve İslam dininin izlerini üzerinde barındıran birçok tarihi çarşıyı İstanbul’da görmemiz mümkündür. Bu çarşılar bizlerin tarihi mirası olmakla birlikte dünyanın her yerinden insanların da görmek istedikleri şaheserlerdir. Geçmişten günümüze ruhunu koruyarak gelen bu eserler maalesef eskimesinden dolayı bir takım sorunlar yaşamaktadır. Bu yapılar eskimektedir ve mimarileri bozulmadan restore edilmeleri gerekmektedir. Çatılarında ve yer altında büyük sorunlar yaşanmaktadır. Yaşanan doğal afetlerden kaynaklanan çatlaklar ve deformasyonlar hem mimariye hem de esnafa zarar vermekte ayrıca tehlikeli bir durumda oluşturmaktadır. Eski çarşıların bir diğer büyük problemi ise hanutçular ve çarşı etrafında ki vasıfsız satıcılardır. Hanutçular turistleri kandırıp esnaftan malı yüksek fiyata satıp kendilerine pay çıkarmaktadır. Bu gibi problemler yabancı turistin çarşı esnaflarına olan güveninin kaybolmasına neden olmakla birlikte var olan itibarı zedelemektedir.